21 Ocak 2015 Çarşamba

Yitik Bir Şehrin Ardından


Bu şarkı bana Abdulhak Hamit’in meşhur Makber’ini hatırlatıyor:
” Eyvâh ne yer, ne yâr kaldı
Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı”.
Gitti Şam ardında çiçeğini yitirmiş bir ıtır kaldı. O çarşılar, camiler, ilim yuvaları, evlerin gizli hazinesi kütüphaneler… O misk, o amber… Hiçbir şey kalmadı. Sokaklarında yürürken Hz. Ömer devrinden Memlüklere, Memlüklerden Osmanlı’dan kopmuş boynu büküklerin, sınırın iki yanından bayramlaşanların devrine kadar boylu boyunca bir medeniyetin ve ölmeyen tarihin kokusunu alabileceğimiz Dımeşk silinip gitti. Bir karanlık duman altında her şey. Artık darb-ı meseller “ba’de harabi’l Dımeşk” , ne söylesek boş üzerine.

0 yorum:

Yorum Gönder